Anayasanın yeniden yazılmasının tartışıldığı bu günlerde tartışılması ve konuşulması gereken önemli bir konuyu sizlerin gündemine taşımak istiyorum. Darbe ürünü bir anayasa ile yolumuza devam edemeyiz. Yine 1983 yılında yapılmış siyasi partiler yasasının da en güzel şekilde ve demokratik bir tavırla ele alınarak yeni anayasada yer alması gerektiğine inanıyorum. Seçim sistemi de yeniden gözden geçirilmelidir.

Herkesin “işte benim anayasam” diyebileceği bir metinin oluşturulacağından şüphem yoktur. Yeni anayasa halkın oyuna sunulduğunda da büyük bir evet oyu ile hayata geçecektir. Ancak konu halka, halkın anlayacağı bir dille anlatılmalıdır. Yeni anayasanın neler getireceği ve hayatımızda ne gibi değişikliklere vesile olacağı açık bir dille izah edilmelidir.

Parlamenter sistemin tabiatı itibariyle bir gün bu ülkeye çok büyük zarar verebileceğini görmek zorundayız. Parlamentarizmde iş geliyor, muhakkak kriz ve yönetemeyen demokrasi noktasına dayanıyor. Bu kaos dönemlerinde vesayet güçleri devreye giriyor ve ülke adım adım harap oluyor. Türkiye için çözümün iki turlu dar bölge başkanlık sistemi olduğu en nihayet anlaşılacak.
Peki nedir iki turlu dar bölge başkanlık sistemi modeli? Kolaylık olması için rakamları yuvarlayalım. Türkiye'nin nüfusu 80 milyon ve Meclis'e, 400 milletvekili seçeceğiz -Diğer 200 milletvekili de Türkiye milletvekili olmalı. Toplam 600 sandalyeli TBMM olmalı. Böylece sistem dengede olur. Yani her 200 bin vatandaşımızı Meclis'te bir milletvekili temsil edecek. Bu durumda, ülkede 200 bin nüfuslu 400 seçim bölgesi belirlenir. Örneğin Manisa 7 ya da 8 seçim bölgesine bölünür. Her parti bu sekiz bölgeden ayrı ayrı adaylarını belirler. İşte dar bölgeli seçim budur. 200 bin vatandaşımızın yaşadığı, takriben 120 bin seçmenli coğrafi bir bölgeden, o bölge halkıyla iç içe olmuş, tanınan, sevilen bir kişinin seçilerek, sadece o seçim bölgesinde yaşayanları temsil etmek üzere TBMM'ye girmesidir.
 

Seçimin iki turlu yapılması demek, bu bölgeden en çok oy alan ilk iki parti adayının bir hafta sonra tekrar bir seçime girmesi demektir. Pusulada iki aday olunca, adaylardan biri mutlaka % 50'den fazla oy alacağından, bölge halkının yarısından fazlasının oylarıyla seçilip Meclis'e gönderilmiş olacaktır.
Dar bölge sistemi ile seçilen milletvekili, kendini her an seçmene hesap vermeye zorunlu hisseder. Her vatandaş, milletvekilini belediye başkanını tanıdığı gibi tanır. Meclis oylamalarında vatandaş vekilinin hangi yönde oy kullandığını izler. Milletvekili, halkın tepkisini çekecek yasa tasarılarına oy vermeye cesaret edemez.

Başkanlık sistemini Türkiye’nin geleceği olarak görmek gerekir. Objektif olarak neleri getireceğini iyi bilmek ve halkın anlayacağı şekilde anlatmak şarttır. Teorilerle konuyu tartışmak yerine modellerle insanımızın sistemi anlamasını sağlamak gerekiyor.

Bu anayasa ve başkanlık sistemi en sonunda halkımızın oyuna sunulmalı ve son kararı halk vermelidir. Bu konunun basında, mecliste, her ortamda tartışılması ve yeni anayasa ve seçim sistemi ile siyasi partiler yasasının Türkiye’nin önünü açacak şekilde yeniden yapılandırılması gerekir. Mecliste güçlü temsil ve güçlü milletvekilliği için seçim sistemi ile siyasi partiler yasasının değişmesi gerekiyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.