Erdoğan: Avrupa bizi sürecin dışına zorluyor
Türkiye’nin sonsuza kadar sabredemeyeceğini bildiren Cumhurbaşkanı, “Gerekirse, İngiltere gibi biz de halka sorarız. Bakalım millî irade ne diyor? Ne derse onu yaparız” şeklinde konuştu


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belarus ziyareti dönüşünde uçakta önemli açıklamalarda bulundu. ABD seçimlerinden terör örgütlerine sahip çıkan Avrupa ülkelerine kadar pek çok güncel konuya değinen Erdoğan’ın gazetecilerle yaptığı sohbetten geriye kalanlar şöyle:


- Türkiye’nin ihtiyacı, hemen başkanlık seçimine gitmek mi yoksa 2019’u beklemek mi?


Bu safhada takvimle ilgili açıklamada bulunmam doğru olmaz. Bildiğim kadarıyla her iki taraf (AK Parti-MHP), ikişer-üçer arkadaş belirleyip bir çalışma yapacak. Yol haritasını nasıl belirleyecekler? Takvimin nasıl belirleneceğine, sürece hep birlikte şahit olacağız. Temennimiz odur ki, bir an önce hayırlısıyla bu iş artık ülkenin gündeminde çok daha olumlu istikamette yerini bulsun.


- Yıldırım-Bahçeli görüşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?


Ben sadece, “inşallah hayırlı olur” temennisindeyim. Bardağın dolu tarafına bakıyorum. Şu anda attıkları adımın da olumlu istikamette olduğunu görüyorum.


TRUMP İLE GÖRÜŞEBİLİRİZ


- Donald Trump’un seçilmesiyle birlikte ABD’yle ilişkilerimizin seyri konusundaki öngörünüz nedir?


Kendisi başkanlık görevini 20 Ocak 2017’de devralacak. O tarihten önce de görüşmemiz söz konusu olabilir. Telefonda, karşılıklı olarak en kısa sürede görüşmekten memnuniyet duyacağımızı ifade ettik. Türkiye’nin yurt dışına yapacağı ilk seyahatlerden biri olmasından memnuniyet duyacağımızı belirttim. Kendileri de olumlu bir yaklaşım sergiledi. Başkanlık görevini devralmadan önce görüşebiliriz."


- ABD’yle ile ilişkilerin yeni dönemde daha iyiye gideceğine dair bir izleniminiz var mı?


Sayın Trump’ın ve yakın ekibinin seçim öncesi yaptığı açıklamalarda, özellikle, Suriye’de de, Irak’ta da bizimle benzer düşünceler gözleniyor. Mesela, uçuşa yasak bölge konusu. Onların da benzer düşünceleri var. Bu hayati bir konu. Sayın Trump görevi devraldıktan sonra, temennimiz tüm bu meseleleri kendisiyle görüşüp hayırlısıyla gerekli adımları atabilmektir. Çünkü Suriye’de, Irak’ta çok kan aktı. Buralardaki sorunlar, Türkiye için büyük tehdit oluşturuyor. Kandil’e müdahalelerimizi yaptık, yapıyoruz. Şimdi benzer bir durum Sincar için geçerli. Sincar da şu anda Kandil’in bir başka versiyonu... Oraya PKK’lılar yerleşmiş... Orayı kontrolleri altına almak suretiyle oradan bize güya korku verecekler. Oranın hemen doğusunda Telafer var.


Telafer’de Türkmenlerin durumu malum. Onlar arasında Pers yanlısı olanlar da var. Bir de bizim yaklaşımımızı doğru bulanlar var. Öbür tarafta Musul meselesi var. Peşmergeler ile Ninova Muhafızları arasındaki dayanışması olumlu. Malum Haşdi Şâbi, Musul için sürekli bir tehdit. Peşmergeler ve Ninova Muhafızları, “Elimizden geldiğince mücadelemizi vereceğiz” diyor. Haşdi Şâbi’nin tavrı, Irak’ta Pers yayılmacılığının giderek baskın çıkması, müspet şeyler değil. Bu anlayışla Kerkük, Musul ve benzeri yerleri kontrolleri altına almak istiyorlar. Bizler bunları ABD ve Avrupalı dostlara anlattım. Ne yazık ki beklenen neticeler alınamadı. Biz, Irak yönetimiyle ters düşmenin gayreti içerisinde değiliz. Samimi ve adil bir Irak yönetimi, her zaman bizim desteğimizi yanında bulacaktır. Ama soydaşlarımıza haksızlık yapılmamalı. Bugün Musul’da 1,5 milyon Sünni Arap, 400 bin Türkmen, 100 bin civarında da Sünni Kürt vardır. Haksızlığa, mağduriyete meydan verilmemeli.


BİZ OLMADAN SÜKÛN OLMAZ


- Sınıra yapılan yığınağın bununla ilgisi var mı?


Destekle de ilgisi var. Biz güvenliğimizi sağlamak için hazırlıklı olmak durumundayız. Başta Telafer, Sincar, Musul olmak üzere bölgedeki gelişmeleri yakından izliyoruz. Başika’daki kampımız da esasen bölge insanlarına destek amaçlıdır. Türkiye’nin koalisyon güçleri arasında mutlaka olması gerektiğini herkes biliyor. Türkiye’nin olmadığı bir koalisyon gücü, orada bir defa sükunu temin edemez. Başta Kuzey Irak’taki yerel yönetim olmak üzere bölgedeki yetkililerin, Musul’daki kardeşlerimizin davetlerine kulaklarımızı tıkayamayız.


Almanya, Fransa: terörden ceza almış birine kucak açıyor. Bunlar tam bir skandal. Bu skandallar, aslında yarın dönüp onları vuracak.


SÖZLERİNDE DURMADILAR


- Bir yıl öncesine kadar Almanya ile ilişkilerimiz iyiydi. Bugün ise Almanya hem PKK’nın hem de FETÖ’nün hamisi durumunda. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?


Almanya ile yaptığımız görüşmeler hiçbir zaman nihai noktaya gelmedi. Yani biz Suriye’nin kuzeyinde terörden arındırılmış bölgede neler yapacağımızı söylediğimiz zaman onlar bu işe, “Tamam, evet, hemen başlayabiliriz” gibi kesin bir tavır sergilemediler. Sadece, “Bu teziniz gayet yerinde” dediler. Mültecilere destek için Merkel’den herhangi bir geri dönüş alamadık. Geri kabul ile alakalı sözlerinde de durmadılar. AB âdeta, bizi zorlayarak, bizim AB sürecinin dışına çıkmamızı istiyor. Eğer bizi istemiyorlarsa, ev sahibi olarak, bunu açıkça söylesinler, gereken kararı alsınlar. Bize yapılanlara karşı ilanihaye sabredemeyiz. İleride gerekirse, biz de halkımıza sorma yoluna gideriz. Nasıl İngiltere halka gitti, biz de halkımıza sorarız. Bakalım millî irade ne diyor? Milletimiz ne derse onu yaparız.


- Kaçan PKK’lıların, FETÖ’cülerin vatandaşlıktan çıkarılması gerektiğini söylemiştiniz. Bu konuda düşünceniz aynı mı?


Aynı noktadayım. Sayın Başbakana da, bakanlara da söyledik. Değerlendirmelerini yapıyorlar. Hükûmet kararını verecektir. Vatana ihanet içerisinde olanların, bizim vatandaşımız olarak görülmesini ülkem için sadece bir zayiat olarak görürüm.


ŞİRAZEDEN ÇIKTILAR


- Avrupa’nın teröristlere kapıları açmasına ne diyorsunuz?


O konu çok daha ileri aşamaya geçti. Almanya’da Cumhurbaşkanlığı makamının yaptığını düşünün: Terörden yargılanarak 5 yıl ceza almış, adli kontrolle serbest bırakılmış, buradan kaçmış olan birisini alıyor, kendi makamında eşiyle beraber karşılıyor. Ona özel muamele yapıyor. Aynı şekilde Fransa’da Paris Belediyesi fahri hemşehrilik beratı veriyor. Bunlar tam bir skandal. Bu skandallar, aslında yarın dönüp onları vuracak. Batı’daki bazı kuruluşlar, Türkiye’deki yönetime karşı sırtını teröre dayamış olanlara tutup sahip çıkıyorlar. “Sırtımızı PKK’ya, PYD’ye, YPG’ye, Kandil’e dayıyoruz” diyenlere yarın bunlar ödül vermeye kalkarlarsa şaşırmayın. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland’a tüm bu hassasiyetlerimizi aktardım. Bunlar, AB’nin terör örgütü olarak ilan ettiği bir örgüte sırtlarını dayadıklarını açıkça söylüyorlar. Ama ne yazık ki Avrupa Konseyi’nde de, Avrupa Parlamentosu’nda da, binaların koridorlarında, her yerde terörist başının resimlerinin asılmasına müsaade edilebiliyor. Oralarda terör örgütün afişleri, pankartları asılıyor; çadır kurmasına müsaade ediliyor. Bunu yapan Belçika’ya hiç bir şey demeyenler, gelip bize adeta akıl vermeye kalkıyorlar. Şu anda Batı’da âdeta şirazesinden çıkmış bir yapı var.


Böyle bir millet asla yenilmez


Derik Kaymakamı’nın şehit olması, can yakıcı bir gelişme oldu. Bir siyasi parti bildiri ile cesaret veriyor, FETÖ’nün elemanları hedef gösteriyor. Eş başkanları içeride olan partiden de tehditler geliyor. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?


İktidar terörle mücadeleyi sürdürürken karşı kesim de boş durmuyor. Bunu kendileri için bir ölüm kalım meselesi gibi görüyorlar. Bitişin ifadesi bu... Eninde sonunda çökecekler, bitecek bu iş. Başka çıkışı yok. Bazıları ne diyor? “OHAL kalksın”... OHAL şu an niye kalksın?... İlk iktidara geldiğimizde bir ayda o zamanki OHAL’i kaldırmıştık. Ama o dönemdeki farklı bir OHAL idi. O zamanki OHAL, bölgede hayatı durdurmuştu. Şu anda ülkemizde hayat durmuş değil. Hayat akıyor... Herkes işine, gücüne, her şeyine rahatlıkla gidiyor, geliyor.


FETÖ DELİYE DÖNDÜ


17-25 Aralık’taki darbe girişimleri başarısız olanların 15 Temmuz’daki darbe girişimlerinin de püskürtülmesi, kendilerini âdeta deliye çevirdi. Bizler bu tür girişimlere karşı, tüm kurum ve kuruluşlarımızla, milletçe çok kararlı bir duruş sergilemeliyiz. Bu millet 15 Temmuz’da dünyaya demokrasi dersi verdi. Şu anda da bunun hazımsızlığı içerisindeler. Şimdi bunların sığındıkları bir teori var: “Darbeler başarılı olamazsa suikastlar dönemi başlar” teorisi... Fatih yavrumuz belki de bu suikastlardan biri oldu... Daha farklı isimleri de hedef alabilirler. Dikkatli olmak lazım. Ama bizler, şehadete inanmış insanlarız. Fatih’in abisi, “Benim Cumhurbaşkanım madem buraya gelmek istiyor, ikindiden sonra kaldıralım, gerekirse ben de şehit olmaya hazırım” diyor. Duygulandım. Babasıyla konuşuyorum, o da son derece vakur. Mesele bu... Bu insanlar oldukça Allah’ın izniyle hiç kimse bu milletin önünde duramaz.


MHP’nin teröre tavrı olumlu


- İktidar partisi terörle mücadelede yalnız kalmıyor mu?


Şu anda iktidar partisinin yanında görüşmeler yürüttüğü bir parti var. MHP’nin koyduğu tavırlar süreç içerisinde net ortada. Terörle mücadelede duruşunu ben şahsen olumlu buluyorum. Öbür tarafta ana muhalefet ile “Parlamentoya gelmeyeceğim” diyen malum Kandil’in uzantısı, onlar zaten siyaset yapmıyor artık, siyaseti bıraktılar, şu anda farklı bir sürecin içerisindeler. Onu da tabii masaya iyice yatırmak gerekir diye düşünüyorum. Yıldıray Oğur / Türkiye Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.