TANRIVERDİ: Türkiye’de BELEDİYECİLİĞİN ADRESİ AK PARTİ’dir.
Çankaya Gündem/RÖPORTAJ- Çankaya Gündem Genel Yayın Yönetmenimiz Veysel SEVİNÇ’in konuğu;  AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Sayın Hüseyin TANRIVERDİ idi. Yerel Yönetimlerden Sorumlu AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinde de bulunan Tanrıverdi, ülke gündeminden dünya gündemine bir çok önemli noktaya değindi.

Sayın TANRIVERDİ ile Röportajımız:



* Gündemin en sıcak maddelerinden biri olan Suriye meselesi ile başlamak istiyorum. Türkiye'nin Suriye konusunda atmış olduğu adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, Suriye konusunda en başından beri ilkeli ve ahlaki bir duruş sergilemiştir. Suriye’deki iç karışıklıklar çıkmadan Suriye yönetimini uyarmış ve durumun gerginleşmemesi için Esat’tın atması gereken adımları kendisine söylemiştir. Esat’ta bu görüşlere katıldığını belirtmiş, Tunus, Libya ve diğer Arap ülkelerinde gerçekleşen değişime kayıtsız kalmayacağını ifade etmişti. Ancak Esat daha sonra gerekli adımları atmadığı gibi daha sert ve acımasız bir biçimde müdahale etti.
Türkiye her zaman temel insan haklarının, özgürlüklerinin kullanılmasına, halkın iradesinin tecellisine. Demokrasinin tüm kural ve kurumlarıyla uygulanmasına dikkat etmiştir. Son dönemde Suriye’de baş gösteren olaylar tamamen yönetimi elinde bulunduranların kendi halkına karşı geliştirdiği şiddet ve baskı politikasıdır. Elbette kabul edilemez. Özellikle yerleşim yerlerine hiçbir değer ve fark gözetmeden sarin gazı atılması, kimyasal silahların kullanılması insanlık suçudur. Dünyanın binlerce çocuğun bu kimyasal silahlarla ölümünü seyretmesi, BM’nin olaylar bittikten sonra dahi tepki göstermemesi, kınama mesajı bile yayınlayamaması tamamen büyük bir trajedidir. Suriye sınırımıza kaçan, bize sığınan yüzbinlerce Suriyeli kardeşimize sırtımızı dönemezdik. Biz gücümüzün yettiği kadar ve orada durum normale dönene kadar onlara yardımcı olacağız.
İç politika meselesi yapılacak bir konu olmamasına rağmen hala Suriye ve Ortadoğu konusunda muhalefetin buradan siyasi rant elde etme heveslileri vardır. Biz AK Parti olarak, hükümet olarak Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumak için çaba gösteriyoruz.

  
* Bir diğer önemli konu ise Mısır meselesi... Mısır'da yaşanan gelişmelerin Gezi Parkı'ndan hemen sonra olması, Türkiye'de başarılı olmayan bir oyunun Mısır'a uygulandığına dair genel bir kanı da uyandırdı. Bu düşünceye katılıyor musunuz?
Mısır’daki gelişmeler ile Türkiyedeki gelişmelerin organik bağı yoktur. Ancak olayların arka arka vuku bulması Ortadoğu’da yeni bir yapılanma isteği doğrultusunda kurgulanmış bir senaryonun hayata geçirilme girişimi olarak algılanabilir.
Çünkü bugün başta Arap halkları olmak üzere bir çok ülkede demokrasi vurgusu, temel insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına tepkiler giderek çoğalmaktadır.
Türkiye, özellikle AK Parti döneminde yaptığı yasal ve anayasal düzenlemelerle geçmişin antidemokratik uygulamalarına son vermiş, çağın gereklerine ve AB müktesebatına uygun birçok yenilikler kazandırılmıştır. Yani ileri demokrasi yolunda adımlar atılmıştır.
Mısır’da yaşananlar ise maalesef bizim ülke olarak geçmişimizdeki darbeler ile aynıdır. Fotoğrafa daha büyük bir perspektiften bakmak gerek. Sadece Mısır ve Türkiye’den değil. Suriye, Yemen, Katar ve hatta İran.
* Gezi Parkı olaylarıyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?  Toplumsal yeni reaksiyonlar karşısında AK Parti'nin tavrı nasıl olacak?
Demokratik toplumlarda kaygı duyulan, beğenilmeyen her türlü polikita ve uygulamayı demokratik usul ve yöntemlerle protesto etme hakkı, eleştirme hakkı vardır. Bundan kimsenin gocunmaması gerekir. Çevreye karşı bilinçli olmak, temel insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına tepki göstermek gayet doğaldır ve yerindedir. Ancak bütün bunların bir kural ve usul dairesinde olması gerekmektedir.
AK Parti hükümetleri eleştirilmez değildir, yapılanlar, uygulanan politikalar hakkında her gün binlerce kişi eleştiri yapmakta, köşe yazarları köşelerinde yazmakta hatta hakarete varan yazılar yazmaktadır. Biz bunları dikkatle izliyor ve takip ediyoruz. Zaman zaman bir hata yapmışsak onu düzeltme yoluna gidiyoruz.
Gezi olaylarına baktığınızda açık bir provakosyonun, düzenin, planlı bir kalkışmanın olduğunu görmektesiniz.
Sosyal medya üzerinden yürütülen dezenformasyon ile bir kesim harekete geçirilmiş, halkımız galeyana getirilmiştir. Daha olaylar alevlenmeden polis müdahalesi ile ölenlerin olduğu emniyetin acımasızca göstericilere müdahale ettiği haberleri yapılmıştır. Bununla yetinilmeyip daha önceki olaylardan hatta yurtdışındaki toplumsal olaylarda çekilen görüntüleri Taksimde olmuş gibi kullandılar. Polis panzerlerinin göstericilerin üzerinden geçtiği, polislerin köpeklere bile biber gazı sıktığı gibi yalan ve tamamen provokasyon olan haberleri yaydılar.
Kaldı ki, böyle olmasına rağmen Sayın Başbakanımız Taksim Platformu diye ortaya çıkan platform ile görüşmüş, onları dinlemiştir.Türkiye’nin hem bölgesinde hem de dünyada model ülke konumuna gelmesi Türkiye’nin gelişmesini istemeyen çevreleri harekete geçirmiştir. Türkiye sağlam ekonomisi, güçlü yönetimi ve dinamik nüfusuyla büyük bir güçtür.
AK Parti’nin 2002 de tek başına iktidara gelmesinden yapılan bütün seçimlerde zaferle çıkmasının temel nedeni “milletle bütünleşmesi, milletin sesine kulak vermesi” yatmaktadır. Bugüne kadar aldığımız kararların, uyguladığımız politikaların başarılı olmasında milletimizin bütün taleplerine her zaman karşılık vermemiz vardır. 
Biz gençlerimizin taleplerine “offline” kalmayacağız. Siyasetimize, politikamıza düzenli olarak yaptığımız anketlerle yön veren, halkımızın nabzını tutan bir partiyiz. Politize olmadıkları söylenen gençlerin Türkiye’nin üzerinde sinsi ve hain planları olanların oyunlarına gelmemesi lazım.
 
* ODTÜ'de başörtülü bayanlara yönelik yapılan saldırı hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Ülkemizde ne yazık ki hala hoşgörüden, demokrasiden, uzlaşmadan nasibini almamış kesimler var. Yıllardır Türkiye’yi dışa bağımlı kılan, içine kapanık, pısırık bir ülke konumunda tutan anlayışların devam etitğini görmekteyiz. Açıkçası faşizan bir uslupla insanların üzerinde baskı kurarak, giyimine kuşamına müdahale etmek isteyenler var. Ancak Türkiye o görüntülere asla geri dönmeyecektir.
Saldırı kesinlikle kabul edilemez bir saldırıdır. Bunu yapanları ve ona sahip çıkanları kınıyorum. Eğitim hakkının engellenmesi hem insanlık suçu hem de demokrasi düşmanlığıdır.
* Çözüm Süreci hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Hükümetimizin Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi adı altında başlattığı bu süreçte gelinen nokta sevindiricidir. Artık çatışma haberleri, şehit haberleri gelmiyor. İnşallah bir daha da asla gelmez.
AK Parti güneyinden kuzeyine, doğusundan batısına kadar her yerde huzurun, güvenin ve istikrarın olmması için gelinden geleni yapmaktadır. Bu ülkede insanlar rahatça Süphan Dağı’na çıkabilsin, Tendürek’te gezebilsin, yaylalarında hayvanlarını otlatabilsin, İzmir’de, İstanbul’da, Ankara’da evinde huzur içinde yaşabilsin. Bizim amacımız insanlarımızın mutluluğudur.
Halkımızıda yapılan son anketlere göre ÇÖZÜM SÜRECİNE destek vermekte ve AK Partiye olan güvenlerini belirtmektedir. Ayrıca AK Partiye oy vermeyen vatandaşlarımızda bu sürecin başarıya ulaşmasını istemektedirler.
Çözüm süreci ne bir çözülme süreci, ne de bir pazarlık sürecidir. Tamamen silahların susması, insanların ölüme terkedilmemesidir.
Türkiye; 30 yıldır şu veya bu sebeple enerjisini, kaynaklarını, evlatlarını teröre kurban verdi.
Terörün sebepleri, sonuçları, çözüm yöntemleri ve çözüm muhtevası konusunda herkes fikir ve değer dünyasına göre farklı perspektifler ortaya koyabilir, ama hepimizin ittifak edeceği konu kanın durmasıdır, hakkın ve hukukun üstün tutulmasıdır, ileri demokrasinin hayat bulmasıdır.
Silahı, terörü, şiddeti, çatışmayı, ölümü değil, demokrasiyi, hakkı, hukuku, siyaseti, hayatı önemseyen herkesin yapması gereken, taşın altına elini koymak, sorumluluk üstlenmek, yanlış gidişe dur demektir. Gençlerimizi, oğullarımızı, evlatlarımızı kaybettik. Artık bu acılar yaşanmamalıdır.
Teröre 300 milyar dolar harcanmasaydı,
15.000 adet 24 derslikli okul,
900 adet 400 yataklı tam teşekküllü hastane,
150 adet boğaz köprüsü,
120 adet Atatürk Barajı veya
450.000 km duble yol yapılabilirdi.
Sanırım bu rakamlar bile, partimizin ÇÖZÜM SÜRECİ konusundaki kararlılığında, ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.
Elbette geçmiş geçmişte kalmalı demiyoruz. Acılarımızı, kederlerimizi unutmayacağız.
Ancak MİLLETİMİZİN, DEVLETİMİZİN BEKASI İÇİN BU GÜÇ BİRLİĞİNE KARDEŞLİĞİMİZİ TAZELEMEYE İHTİYACIMIZ VARDIR. YEMENDE,  KAFKASYA’DA, ÇANAKKALE’DE KURTULUŞ MÜCADELEMİZ DEKİ RUHU CANLANDIRMALIYIZ.
 


* 2014 Yerel Seçimleriyle beraber Türkiye'yi yoğun bir seçimler dizisi de bekliyor. Yerel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Genel Seçim hakkındaki öngürüleriniz nelerdir? AK Parti'yi nasıl bir dönem bekliyor?
2013 Mahalli İdareler Seçimleri çok önemli bir seçimdir. Çünkü bu seçimle Türkiye yönünü rotasını bir kez daha belirleyecektir. Biz AK Parti teşkilatları olarak seçime var gücümüzle hazırlanıyoruz. AK Parti en son yerel seçimde aldığı oranın üstüne çıkacaktır. Çünkü milletimize güveniyoruz.
Seçimlerin bir başka önemi de içinde bulunduğumuz kritik dönemeçtir. Dışarıda yakıcı gelişmeler var. İçeride ise yerel seçimlerin hemen arkasından Cumhuraşkanlığı, ardından ise 25. Dönem Milletvekilmi seçimleri vardır. 
AK Parti inanıyorum ki bu seçimden de daha öncekilerde olduğu gibi güçlü bir şekilde çıkacaktır. Milletimizden aldığımız güven ve güçle yolumuza devam edeceğiz.
* Yerel yönetimler denince akla gelen ilk isimlerdensiniz. Türkiye'deki yerelleşme olgusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yerinden yönetim olarak da anılan yerel yönetim, yöre halkının kendi eliyle seçtiği organlarca yönetilmesine dayalı bir yönetim sistemidir. Yerel yönetimler kentlerde kent ile ilgili hizmetleri yerine getirmekle görevlidirler.
Yerel yönetimlerin hem ülke kalkınmasındaki hem de bir siyasi partinin geleceğinin şekillenmesindeki önemini bilen biri olarak Sayın Genel Başkanımız ve Başbakanımızın Yerel Yönetimlere gerek parti çalışmalarında gerekse hükümet politikalarında gösterdiği hassasiyet başarımızın temelini oluşturmaktadır.
Türkiye’de kamusal yaşamı ilgilendiren birçok diğer konuda olduğu gibi, mahalli idareler alanında da asıl sorun, demokrasimizin derinlikten yoksun oluşudur. Yapılması gereken, katılımcı ve çoğulcu demokrasinin günümüzde yaygınlık kazanan ilke ve uygulamalarını yine günümüz iktisat ve kamu yönetimi anlayışları çerçevesinde mahalli idareler alanına taşımaktır. Partimiz bu doğrultuda yerel yönetimlere ilişkin olarak görüşlerini, hedeflerini ortaya koymuştur.
Biz AK Parti olarak halkın yönetime katılmasını, şeffaf ve denetlenebilir bir yerel yönetim anlayışını benimsediğimizi, ilke edindiğimizi en başından ifade ettik. Hatta bunun için Kent Konseylerinin kurulması için yasa bile çıkarttık. Kentlerimizin, yaşadığımız çevrenin daha güzel daha yeşil ve daha yaşanabilir olması için yerel yöneticilerimizin çok çalışması gerekmektedir.
Küresel rekabette artık, ülkeler, medeniyetler değil, şehirlerimiz, kentlerimiz yarışmaktadır. Bu yeni süreçte YEREL YÖNETİMLERİN önemi büyüktür.
Artık sıradan bir yerel yönetim anlayışı yerine yaşanabilir, yaşam kalitesi yüksek, ulusal ve uluslararası ilişki kurma kapasitesi artan kentler oluşturacak bir vizyona, hizmet odaklı ve insan merkezli bir anlayışa ihtiyaç vardır. 
Yerel Yönetimler ülkelerin, bölgelerin aynası gibidir. Yerel Yönetimlerin gelişmiş olduğu ülkelerde demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin de geliştiğini görebilirsiniz
AK Parti olarak bizim yerel yönetimler anlayışımız, yerel dinamiklerin harekete geçirilerek, yerel toplulukların ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olarak gelişimini sağlamayı hedeflemektedir.
AK Parti, Yerel Yönetimlere verdiği önemi açıkça göstermiş, Merkezi yönetimde olan bir çok imkan ve kaynak “yerellik ve yerindelik” anlayışıyla yerel yönetimlere devredilmiştir. Bu kapsamda belediyelerimizin ve il özel idarelerimizin ölçekleri de göz önüne alınarak görev, yetki ve sorumlulukları ile ilgili düzenlemeler yerel yönetimler reformu kapsamında sürdürülmektedir.
Çünkü bizim anlayışımızın temelinde, İNSAN, İNSANİ DEĞERLER ve DEMOKRATİK DEĞERLER vardır.
VİZYONUMUZ, Yaşanabilir, yaşam kalitesi yüksek, ulusal ve uluslararası ilişki kurma kapasitesi artan kentler oluşturmaktır. 
MİSYONUMUZ; İnsan merkezli ve hizmet odaklı çalışmaktır.
Yerel Yönetimler anlayışımızın temelinde; İnsanımızın huzuru ve refahı için çalışmak yatmaktadır. “İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN” sözünü hayata geçirmenin en temel yolu da HİZMET etmektir. Amacımız seçimlerden ziyade, GELECEĞİ, GELECEK NESİLLERİ KAZANMAKTIR.

Türkiye hizmetin, çalışmanın ne olduğunu AK Partiyle görmüştür.
Vatandaş ve hizmet odaklı, kaliteli, zamanında, etkin ve verimli hizmet sunma anlayışı AK Parti ile zirve yapmıştır. Türkiye’de BELEDİYECİLİĞİN ADRESİ AK PARTİ’dir. BELEDİYECİLİK bizim işimizdir.
 
* Büyükşehir'le beraber Manisa'yı yeni bir dönem bekliyor. Manisalı büyükşehire hazır mı sizce?
Manisa, Büyükşehir Belediyesi oldu. Büyükşehir, Manisalı vatandaşlarımızın hayatlarına daha çok kolaylıklar gelecektir. Toplu ulaşım hizmetlerinde, alt yapı ve üst yapı hizmetlerinde daha modern ve kaliteli hizmetlerin gelmesi mümkün olacaktır. Büyükşehir olduğunda hem toplu ulaşımda alternatifler olacak, hem de daha modern ve konforlu ulaşım sağlanacaktır. 
Manisa’nın merkezdeki nüfusu 2012 rakamları ile : 356 bin 702’dir. Önceki kanunla büyükşehir olabilmek için bu nüfus artışı ile en az 50-60 yıl, belki daha fazla beklemek zorundaydı. Bu kanun ile Manisa’yı Büyükşehir yaptık. Gelirlerini artırdık. Artık şehrimizdeki yerel yönetimlere daha çok imkan ve potansiyel gelecektir.
Hizmetlerin bütün yerleşim yerlerine eşit olarak dağıtılması sağlanacak, en ücra mahallelere modern yerel hizmetler ulaşacaktır. Bildiğiniz gibi köylerimizde mahalle statüsüne kavuşturulmuştur. Büyükşehir sınırları içerisinde belde olmayacaktır. Çünkü bu birimler kendi imkanları ile halkına modern ve yeni hizmetleri sunma imkanına sahip değillerdi. Şimdi bu hizmetler özellikle büyük bütçe gerektiren işler büyükşehir belediyesi eliyle görülecektir.
Manisamız ekonomik ve sosyal olarak büyürken, gelişirken fiziki anlamda da SAĞLIKLI VE PLANLI BİR BÜYÜME İÇİNDE OLMALIDIR. Elbette tarımda, sanayide ve turizmde birçok gelişme kaydediyor ve yeni kazanımlar elde ediyoruz. Ancak bunu ilimizin daha yaşanabilir ve daha güzel bir Manisa olması için kullanabilmeliyiz. Manisamızın en büyük ve temel sorunu ürettiği değerleri yeterince pazarlayamamasıdır.
 


* Manisa ekonomisiyle ilgili neler söylemek istersiniz? Türkiye’de tarımda ilk sıralarda yer alan Manisa, tarıma dayalı sanayileşmede ne durumda?


Manisa her yönüyle büyük bir şehridir.  Bakın; 
• Manisa nüfus bakımından Türkiye’nin 14. büyük ilidir.
• Manisa ihracat yapan illerimiz arasında 7. 
• İhracatını artıran iller arasında ise 5. Sıradadır.
•      Teşvik uygulamasında Manisa 3. Bölge illeri arasındadır.
• Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nden dünyanın 100'ü aşkın ülkesine ihracat yapılmaktadır.
•      Türkiye’de faaliyet gösteren en büyük 500 firmadan 18 tanesi Manisa’dadır.
• Ülkemizde üretilen çekirdeksiz Kuru Üzüm’ün yüzde 88'i, 
• Zeytin'in yüzde 19'u Manisa'da üretilmektedir.
• Bu yıl 474.sünü yapacağımız Mesir Festivalimiz UNESCO tarafından 2012 yılında “Somut olmayan Kültürel Miras” Listesine alınmıştır. 
• KULA VOLKANİK JEOPARKI Türkiye’nin ilk Avrupa ve UNESCO Jeoparkı ilan edilmiştir. Avrupa’da 58 tane dünya genelinde 99 tane olan,
Türkiye’nin ilk tescilli Avrupa Jeoparkı olan Kula Jeoparkı, Manisamızın haklı bir gururu olmuştur.

Bütün bunları değerlendirdiğimizde Manisa’nın ülke ekonomimize yaptığı katkılar sanırım daha iyi ortaya çıkacaktır. Buradan hergün yüzlerce firmamız yurtdışına ihracat yapmaktadır. Turizm potansiyelimiz hergeçen gün büyümektedir.


 


* Şuan Ortak Akıl Platformu'nun da başkanlığını yürütüyorsunuz. 'Ortak akıl' Manisa için ne düşünüyor ? 
Bu platformun Manisamıza beklenenden daha ileri bir düzeyde katkılar yaptığı kanaatini taşıyorum. İnanıyorum ki, bu tespitimi sizde paylaşıyorsunuzdur.
Şükürler olsun ki, sizlerinde gayretiyle, Bugün; 2011’deki ilk toplantıya gelirken taşıdığımız umut ve heyecanın çok ilerisindeyiz.
Manisa için ortaya konan her türlü plan ve projeyi hiçbir önyargıya kapılmadan canı gönülden destek olan, düşünce ve teklifleriyle platforma can suyu veren kişi, kurum ve kuruluşları Manisa her zaman şükranla anacaktır.
13 bin 810 km2 lik alanı ile Manisa; Burada olan-olmayan herkesin ortak paydasıdır. Sorunlar bir kısmımızın sorumluluğunda olsa da hepimizin sorunudur. “Çözümün parçası olmayan sorunun parçası olur” . Bakın burada konuşulan, dile getirilen öneri ve görüşlerin bugün hayata geçmesi, proje aşamasından çözüm yoluna girmesi çok memnuniyet vericidir. 
Bildiğiniz gibi ilk günden beri; BEN DEĞİL BİZ” diyerek yola çıktık, öyle de yolumuza birlikte devam ediyoruz. Bu anlamda 50 yıllık sorun olan ve son 5 yılda 4 kez patlamasıyla Manisa kamuoyunun gündeminden düşmeyen Vahşi Çöp Depolama ve Atık Su Arıtma Tesisi konusunda güzel bir adım atıldı.



*Siyasete atılmadan önce uzun yıllar Hizmet-İş Sendikası’nın Genel Başkanlığını yaptınız. Sendikacılıktan siyasete atılmanızdaki en büyük etken neydi?
Sendika başkanı iken yüz bin işçinin sorunlarıyla ilgileniyordum. Burada ise artık ülkemizin bütününe hizmet veriyorum. Siyaset halka hizmet aracıdır. Makam ve mevkiler hep gelir geçer aslolan milletin gönlünde, insanların kalbinde yer etmektir.
Eğer bir dönem sonra iyi ki gitti, beter adamdı diye anılmaktansa hiç anılmamak daha iyidir. İşçi lideri iken meydanlarda alanlarda talep eden taraf olarak hep sorunları dile getirdik, istedik. Şimdi ise masanın bu tarafındayız ve sorunların çözümü için çaba sarfediyoruz.

Yoğun gündeminizde bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.