Bakan Işık: CHP Büyük Bir Fırsatı Tepti
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, "CHP çok büyük bir fırsatı tepti. Eğer operasyon başladığında Kılıçdaroğlu Başbakan'a, 'Gelin olayın yolsuzluk boyutuyla birlikte mücadele edelim. Devleti ele geçirmek isteyen bu yapıya karşı mücadele siyasetin ortak görevidir' deseydi, CHP de kazanırdı, ülke de kazanırdı" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan "Ankara'nın Gündemi" programına konuk oldu. Işık, TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar'ın moderatörlüğünü yaptığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Işık, dövizdeki yükselişin ardından Merkez Bankası'nın aldığı faiz kararı ile ilgili, "Dövizdeki yükseliş son 1 haftada biraz hızlanmıştı. Merkez Bankası bunu görmüş olacak ki, bu faiz silahını çekti. Yoksa hiçbir Merkez Bankası durup dururken faiz artırımına gitmez. Yani birileri istedi diye Merkez Bankası faiz arttırmadı. Dövizdeki yükselişin durdurulması gerekiyordu. Bunun için de ilk kullanılacak enstrüman faizdir. Bunda komplo teorileri aramaya gerek yok. Sonuçta ekonomi bir bilim dalıdır. Dövizin durağanlaşması, belirli bir noktada istikrar sağlaması Türkiye açısından önemlidir. İhracatçı, üretici, vatandaş önünü görmek ister. Dolayısıyla burada bir istikrarın sağlanması Türkiye için öncelikli. Önümüzdeki 1 hafta, 10 günde Merkez Bankası'nın aldığı kararın döviz istikrarının sağlanmasını ne kadar etkilediğini göreceğiz" diye konuştu.

"KENDİ PİSLİKLERİNİ YOLSUZLUK OPERASYONUYLA ÖRTMELERİNİ BU MİLLET KABUL ETMEZ"

Emniyet ve yargıdaki paralel yapılanma iddialarını değerlendiren Bakan Işık, şunları ifade etti:

"Türkiye'de maalesef bir çete var. Bir paralel yapılanma olduğu doğru. Ama bu çete emniyetin, polisin tamamıdır demek çok büyük bir haksızlıktır. Bunlar emniyet içerisinde küçük, organize bir azınlıktır. Tüm emniyeti zan altında bırakacak ifadeler kullanmayı kesinlikle doğru bulmuyorum. Bu çete, belli ki yargıda da örgütlenmiş. Ama bu, bütün yargı mensuplarını suçlamayı gerektirmez. 13 bin 500 tane hakim ve savcımız var. Bunlar içlerinde belki 100, belki birkaç yüz tane. Bundan dolayı yargı camiasını asla zan altında bırakamayız. Emniyet ve yargı ağırlıklı olmak üzere devletin birimlerine çöreklenmiş bir yapılanma var. Hükümetin verdiği mücadele bu çeteye karşıdır. Bunun dışında ne bir polisimizle ne de bir yargı mensubumuzla bir işimiz olmaz. Bazı dosyaları 4 buçuk, 5 sene önce açmışsınız. Bu bir yolsuzluk operasyonuysa niye 4-5 sene elinizde bekliyor. Eğer 2009'da başlattığınız bir inceleme ve soruşturma sürecini 2011 yılında nihayetlendirseniz kimse size inanmaz. Ucu kime dokunuyorsa dokunsun gerekli işlemi yapıp davayı zamanında açsanız bu millet sizi alnınızdan öperdi. Ama eğer 4 buçuk, 5 sene önce başladığınız bir soruşturmayı biriktirip biriktirip başka davaları, dosyaları bunun içerisine katıp seçime 3 ay kala patlatmaya çalışırsanız buna hiç kimse inanmaz. Kimse kusura bakmasın kendi pisliklerini yolsuzluk operasyonuyla örtmelerini bu millet kabul etmez."

"SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ BİZİM İÇİN ESASTIR"

Işık, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı'nın Meclis'e Adalet Bakanı ile ilgili fezleke göndermesini sert ifadelerle eleştirdi. Fezlekenin soruşturmanın gizliliği esasına aykırı olduğunu belirten Işık, "Siz kalkıyorsunuz Adalet Bakanı ile ilgili kendinizin bağlı olduğu bakanlığa ve onun bakanına fezleke düzenliyorsunuz ve gelmesi gereken mekanizmayla değil, direkt Meclis Başkanlığı'na gönderiyorsunuz. Yani bunu yaparken bir cinlik daha yapıyorsunuz. Bunu yapıyorsunuz, soruşturmanın gizliliği esas olan bir davanın bütün klasörlerine bunun ekini koyuyorsunuz ve Meclis Başkanı'na diyorsunuz ki, 'Bunu Genel Kurul'da oylat.' Meclis Başkanı iyi bir hukukçu olmasa, bu işleri bilmese onu Meclis'e sunsa, gizli olması gereken bir soruşturmayı tamamen sunmuş olacaksınız. Peki, oradaki insanların hakları ne olacak? Bu dava henüz soruşturma aşamasında. Soruşturmanın gizliliği bizim için esastır. Bu paralel yapının pervasızlığını gösteriyor. Bu mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur" diye konuştu.

"ELEKTRİKLİ OTOMOBİL ÜRETİMİ SANILDIĞI KADAR BASİT BİR İŞ DEĞİL"

Işık, programda üretilmesi planlanan yerli otomobillerle ilgili bilgiler verdi. Elektrikli otomobil üretiminin sanıldığı kadar kolay olmadığını vurgulayan Işık, "Yerli otomobille ilgili iki farklı kategori üzerinde yoğunlaştık. Birincisi konvansiyonel otomobil. Yani bildiğimiz içten yanmalı motorları taşıyan otomobiller. Aslında bu noktada Türkiye'nin ciddi bir alt yapısı var. Bunun üzerinde çalışıyoruz ve tamamen olgunlaşınca Başbakanımıza sunacağız. İkincisi elektrikli otomobil. Bununla ilgili de TÜBİTAK bir çalışma yapıyor. Yapılan çalışmanın birinci çağrı aşaması geçildi, ikinci çağrı aşaması da Şubat ayı içerisinde bir değerlendirme aşamasına girecek. Elektrikli otomobil üretimi sanıldığı kadar basit bir iş değil. Çok karışık, çok ciddi işbirliği ve ARGE gerektiren bir konu. Bu işte iki önemli nokta var. Birincisi şarj süresi ve bu çok uzun şuanda. İkincisi ise menzil. Şuanda 170-180 kilometre civarında. Bu şehir içi kullanımı için iyi fakat şehirlerarası kullanım açısından bir engel. Dolayısıyla insanlara şehir içi için ayrı, şehirlerarası için farklı bir araba al demek çok makul değil. Bu noktada dünya yoğun olarak çalışıyor. Biz de dünyanın gerisinde kalmamak için TÜBİTAK ile beraber bu elektrikli otomobil çalışmalarını sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte Türkiye açısından en doğru olanı tercih edeceğiz" şeklinde konuştu.

"CHP ÇOK BÜYÜK BİR FIRSATI TEPTİ"

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı'na olaylı bir şekilde geldiğini hatırlatan Bakan Işık, sorulan bir soru üzerine Deniz Baykal'ın kasetini yayınlayanlar ile operasyonu yapanların aynı kişiler olduğuna inandığını ifade etti. Düşmanımın düşmanı dostumdur mantığının siyasette yeri olmadığını kaydeden Işık, "Siyasette dostluk ilkeler bazında olmalı. CHP çok büyük bir fırsatı tepti. Eğer bu operasyon başladığında Kılıçdaroğlu Başbakan'a, 'Gelin olayın yolsuzluk boyutuyla birlikte mücadele edelim. Ama devleti ele geçirmek isteyen bu yapıya karşı mücadele siyasetin ortak görevidir, gelin bu mücadeleyi birlikte verelim' deseydi CHP de kazanırdı, ülke de kazanırdı. Kendisinin CHP Genel Başkanlığı'na gelişi de normal bir süreçle olmadığı için, bir kaset operasyonuyla olduğu için Kılıçdaroğlu bu operasyona sessiz kalmıştır" ifadesini kullandı.

 (İHA)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.