Medeniyetin Özü...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşler Başkanlığı tarafından düzenlenen “Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti Onur ve Hizmet Ödülleri Töreni”ne katıldı. Törende konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 yıllık hummalı bir çalışma sonucunda 44 ciltlik Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisinin tamamlanmış olmasının gururunu yaşadığını belirterek, “Bir ülke için yollar yapmak önemlidir. Vatandaş için hastaneler, sağlıklı konutlar, okullar inşa etmek kuşkusuz son derece önemlidir. Barajlar, enerji santralleri, hızlı tren hatları, ekonomiyi büyütmek, barışçıl dış politika gözetmek, sosyal politikalar elbette önemlidir. Bütün bunları yaparak büyük bir ülke inşa edebilirsiniz. Ancak sadece bunları yaparak asla bir medeniyet inşa edemezsiniz. Medeniyetin özü taş değildir, kum değildir beton değildir. Medeniyetin özü asfalt değildir” dedi.

İslam Ansiklopedisi’nin bir kitap olmanın ötesinde medeniyete ışık tutan bir eser olma özelliğini taşıdığını söyleyen Erdoğan, “Bu eser bir medeniyetin 1435 yılık seyahatini ihtiva ediyor. Her şey bir mağarada Peygamber efendimize gelen ‘oku’ emri ile başlamıştı. Hz Peygamber ümmi idi. Okuma yazma bilmiyordu. O ilahi ilk mesajla hem HZ. Peygamber, hem onun vasıtası ile bizler çok önemli bir gerçekle tanışma bahtiyarlığına eriştik. İlim okuma yazma ile değil kalple, gönülle kazanılabilen değerdir. Bugün tamamlanmış olan büyük coğrafyanın ortak medeniyetini sadece özetleyen bu 44 ciltlik eser okuma yazma bilmen ümmi peygamberin kalplere nakşettiği ilmin neticesidir” diye konuştu.

İLİM VE BİLİM ARASINDA FARKLAR

İlim ile bilimin farklı kavramlar olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, “İlim en başta eşyanın hakikatini tespit etme gayesini taşır. Kişinin çok okumuş olması onun ilim sahibi olduğu anlamına gelme. Az önce de ifade edildi. Yunus diyor ya İlim en başta kendin bilmektir. Marifet olmadan ilim, ilim olmadan irfan olmaz. Kişi kendini bilirse rabbini bilir. Rabbini bilen eşyanın hakikatine mazhar olur. Bugün birçokları çıkıp böyle bir ansiklopediye ne gerek var diye sorabilir. İnternete giriyoruz arama sayfalarına kelimeyi yazıyoruz önümüze milyonlarca kaynak ve veri çıkıyor. Aslında herkesin yazar olduğu bir çağda yaşıyoruz. Başta twitter olmak üzere birçok mecrada bilgisayarı olan herksin yazı yazabildiği asırda bulunuyoruz. İşte ilim ve bilim farkını özellikle internete bağlamında tekrar tefekkür etmek, gençlere de bu önemli farkı anlatmak durumundayız. İnternete bilgi verebilir, herkesin görüş ifade etmesi için mecra olabilir ama ilim bunun çok ötesinde bir yerdedir. Eğer ilim aşkı yoksa ilim de yoktur. Marifet yoksa, kendini bilme yoksa ilim de yoktur. Bilgi kişiyi hikmete taşımıyor, insanın gönlüne kalbine hitap etmiyor, orada şimşeklerin çakmasına vasıl olmuyorsa o ilim değildir. Olsa olsa malumattır. İslam Ansiklopedisinin bana en çok heyecan veren yanı budur. Ben her cildini takip ettim. Çocuklarımı sürekli Bağlarbaşı’ndaki merkeze gönderdim. Hamdolsun 44 cilt tamamlandı. Bu muhteşem eser içindeki bilginin dahi ötesinde bir anlam ihtiva ediyor. Bütün medeniyet tarihimizde olduğu gibi bu eserde de ilim, aşk öne çıkıyor. Bu eserde bir medeniyet birikimi kadar bir medeniyet tasavvuru öne çıkıyor. Biz tarihimizle her zaman gurur duyduk. Zaferlerimizle, inşa ettiğimiz şehirlerimizle, külliyelerle, çeşmelerle gurur duyduk. Ama asıl gurur duyacağımız eser işte bu ilmi eser ve eserlerdir. Asırlar içinde yapılan nice yollar bozuldu, nice binalar çöktü. Ama bir medeniyetin birikimi bu günlere ulaştı” şeklinde konuştu.

KALEMİN ÖNEMİ

İslam medeniyetinde kalemin önemine değinen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

“Ebu Hureyre şu hadiseyi naklediyor. Ensar’dan bir zat Hz. Peygamber’e geliyor ve hafızasının zayıf olduğun ve hadisleri aklında tutamadığını söylüyor. Hz. Peygamber eliyle yazma işareti yapıyor ve sağ elini yardıma çağır diyor. O andan itibaren kalem medeniyetimizin en temel unsuru haline geliyor. Öyle ki kalem kılıcı geçecek güce ulaşıyor. Bağda eşine rastlanamayan kütüphanelere sahip oluyor. Bir kitap aşığı olan Ali Emiri’nin naklettiğine göre Diyarbakır’da bir milyonun üzerinde kitaba sahip kütüphane bulunuyordu. Konya, Bursa, Edirne, İstanbul, zaferden çok kalemin başkenti olarak öne çıkardı. 1589 yılında bir Fas elçisi İstanbul’u tasvir ederken şunları söylüyor: ‘Çok yeri dolaştım bu kadar çok kitabı bir arada yalnızca bu şehirde gördüm.’”

"1 SAAT UYUYUP 23 SAAT ÇALIŞAN ALİMLERİMİZ VARDI"

Moğol saldırıları sırasında birçok İslam şehrindeki kütüphanelerin ateşe verildiğini anlatan Başbakan Erdoğan, “Bağdat’ta eşi benzeri olmayan kitaplar kül oldu. Yakın tarihte tek parti döneminde ülkemizde şehirlerin kasabaların ortasına kitapların yığılıp yakıldığını hep büyüklerimizden dinledik. En son Saraybosna’da o muhteşem kütüphane hedef alındı ve çok sayıda eserin külü semaları karattı. Bağdat’ta kütüphane yakıldığında bazıları umutsuzluk içinde ‘Bağdat gitti herşey biti’ demişlerdi. Öyle olmadı. Kitapların yakılması medeniyet yürüyüşünü durduramadı. İmamı Gazali’ye atfedilen bir hadise var. İmamı Gazali ilim öğrenme yolunda giderken eşkıya yolunu kesiyor. Gazali eşkıyanın arkasından koşuyor ve adeta yalvarıyor. ‘İşinize yaramaz kitaplarımı verin’ diyor. Eşkıya reisi ‘bunları ne yapacaksın’ diye soruyor. Gazali ile o kitaplar için memleketini terk ettiğini bütün bildiklerini kitapta olduğun söylüyor. Eşkıya reisi, ‘Bu nasıl bir ilim ki kitapların yok olduğunda kaybolup gidiyor’ diye cevap veriyor. Bu Gazali’nin hayatını değiştiriyor. Kitaplar yakılsa bile medeniyetlerin yürüyüşleri durmaz, hafızaları silinmez. Bağdat’ın kütüphaneleri yakıldığında Endülüs bir kitap ülkesi haline dönüştü. Ama dikkatinizi çekiyorum İstanbul’un kütüphaneleri yakılmadı, yok edilmedi. Biz başka bir şeyi kaybettik. Günde 1 saat uyuyup 23 saat çalışan alimlerimiz vardı. Bir tek kitabın peşine düşüp deve üzerinde ülkeler geçen sevdalılarımız vardı. Bir alimin dizinin dibine oturan bütün hayatını ilme ve alime vakfeden talebelerimiz vardı. Bütün bir İslam coğrafyası kütüphane ve kitaplarını değil aslında ilme olan aşkını, sevdasını yitirdi. Kitapları okumak için lazım olan dilini yitirdi. Kitapların hepsine sahip olsa da kitapları anlayacak harflerini yitirdi. En önemlisi de bütün bir İslam coğrafyası ilim noktasında özgüvenini yitirdi. Doğunun alimleri zikredilmeden, felsefenin, matematiğin tarihi yazılamaz. İslam alimlerinin katkıları zikredilmeden, mimarinin, fiziğin kimyanın tarihi yazılamaz. Ne ihtişamlı geçmişimizle övünmekle yetinecek ne de boşluğa söylenerek avunacağız. Tam tersine kendi kendimize ve genç nesillere şunu söyleyeceğiz tarihte yaptık yine yaparız çok daha iyisini yaparız ve göreceksiniz yapacağız” ifadelerini kullandı.


Başbakan Erdoğan, "Yaşadığımız fetret gelip geçer, maruz kaldığımız ihanetler milletin engin feraseti karşısında eriyip yok olup gider. Bu medeniyet; yalancı peygamberleri, sahte velileri, içi boş alim müsveddelerini bünyenin virüsü reddettiği gibi reddetmiştir" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşler Başkanlığı tarafından düzenlenen “Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti Onur ve Hizmet Ödülleri Töreni”ne katıldı. Törende konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin ilim noktasında daha ileriye gidebileceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Bunu yapacak her imkana sahibiz. Artık kılık kıyafete, sakala, bıyığa, başörtüsüne takılmayan, belli ideolojileri dayatmayan özgür üniversitelerimiz var. Yayladaki çocuğun bile ulaşacağı okullarımız var. O çocukları destekleyecek yardımlarımız var. İlkokul, ortaokul ve liseleri bir formatlama makinesi olarak gören değil bir ilim yuvası olaraka yeniden inşa eden eğitim mücadelemiz var. Her şehre kurduğumuz üniversitelerin yanında, kütüphanelerimiz, yurtlarımız, burslarımız kredilerimiz var. Artık yurt dışına gidenden çok yurt dışından gelen misafir öğrencilerimiz var. Bunların hepsi birer başlangıç. Bu nesil inanıyorum ki bizden ve bizden önceki nesillerden çok daha farklı olacak. Özgüveni yüksek, cesur gururlu, kendi medeniyetinin ruh kökünü tanıyan bir gençlik var. Bu gençlik medeniyetin özü olan ilmi tevarüs ederek, diğer şehirlerdeki binlerce el yazması eserlerle artık irtibat kurmaya başladı" dedi.

"SAHTE PEYGAMBERLER VE VELİLER..."

Umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılmayacaklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Bizim ecdadımız Moğol istilasını, haçlı istilasını atlattı, fetret dönemini atlattı. Bütün kitaplarımız yakılsa, bütün kalemlerimiz kırılsa, bütün harflerimiz çalınsa da bizim medeniyetimiz kendi kendini yeniden inşa etmeyi her seferinde başardı. Aşkı ve özü muhafaza ettiğimiz sürece inanın yine yapacak, yine başaracağız. Yaşadığımız fetret gelip geçer, maruz kaldığımız ihanetler milletin engin feraseti karşısında eriyip yok olup gider. Bu medeniyet öyle bir medeniyettir ki yalancı peygamberleri, sahte velileri, içi boş alim müsveddelerini bünyenin virüsü reddettiği gibi reddetmiş ve tarihin çöplüğüne mahkum etmiştir. İlimi iktidar vasıtası olarak görenleri bu medeniyet yine mahkum edecektir. İlmi bir sihir gibi efsunlama vasıtası olarak görenleri bu medeniyet yine reddedecektir. İlmi güç için, şantaj için, şebekeleşme örgütlenme içini bir istismar aracı olarak kullananları bu medeniyeti hiç kabullenmemiştir. Yine kabullenmeyecektir. İman dilde kalmayıp, kalbe indiğinde imandır. İlim kitapta kalmayıp akla ve gönle girdiğinde ilimdir" diye konuştu.


(İHA)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.