Tekelioğlu: “Avrupa bizi anlamakta zorlanıyor''
 125 sayfa ve 33 fasıl üzerine değerlendirmeden oluşan söz konusu rapor, olumlu ve olumsuz yanları ile neler getiriyor, neler götürüyor? Komisyon Başkanı Mehmet Tekelioğlu, açış konuşmasında toplantının amacını, öncelikle bu soruların başta komisyon üyesi milletvekillerince içten, samimi bir ortam içinde tartışılmasını sağlamak ve sağlıklı bilgilenmek olarak açıkladı.  

 

Tekelioğlu, değerlendirmesine,  AB’ye girmek isteyen tarafın biz olduğumuza, talebin bizden gittiğine dikkat çekerek başladı. “Bizim önem verdiğimiz hususun, raporu hazırlayanların, ekstra bir yaklaşım olmadığını, başka ülkeler için gözetilen ilke ve yaklaşımların bizim için de gösterilmesi, çifte standart uygulanmaması” olduğunu söyledi.

 

Değerlendirmelerin serinkanlı, sakin bir düşünme biçimiyle yapılması gerektiğini ifade eden Tekelioğlu, “Her şeye rağmen konu, eksiklerimizi tespit etmemiz ve onları gidermemiz bakımından önemsenmelidir. AB’nin de kendi işleyişi içinde büyük yanlışlara imkan veren boşlukları, belirsizlikleri vardır. Bunların başında hukuki belirsizlik geliyor. Hukuki belirsizlik varsa diğer alanlarda mesela siyasi ve sosyal alanlarda da zorluklar fazla oluyor. Hukuki belirsizliği ortadan kaldırmamız gerekiyor.” dedi.

 

Rapor üzerinden kendimize, kendi fazlamıza, eksiğimize bakmamızın öneminde değinen Komisyon Başkanı Tekelioğlu, bu noktada asıl yükün elbette hükümete düştüğünü doğrulayarak özetle şöyle konuştu: “Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda herkese, her birimize, her kuruma düşen görev ve sorumluluklar vardır. Mesela, son dönemde güncel olduğu için söylüyorum; darbelerle yüzleşmek tüm Türkiye’nin yerine getirmesi gereken sorumluluktur.

 

Kimi şeylerde geç kaldığımız bir vakıadır. Ne var ki bu ülkenin ve toplumun içinde bulunduğu durumla da doğrudan ilgilidir. Bazı şeyler için ekonomik iklim değişmelidir, değişiyor. Bundan da önce demokratik iklim değişmelidir. Demokratik iklim değişmezse ekonomik iklim değişmez. Herkesin rapor hakkında düşüncelerini ifade etmesi en doğal haktır. Ancak bu arada, “Türkiye’nin AB’ye ihtiyacından daha fazla AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var” gibi aşırıya kaçan söylemleri gerçekçi ve inandırıcı bulmuyorum.

 

Bizdeki gibi bir terör sorununun olmayışı sebebiyle Avrupa’nın bizi anlamada yaşadıkları kimi güçlükler başka bir sıkıntı alanını oluşturuyor. Bir Fransa’da bir Almanya’da bizdekine benzer bir terör sorunu yok. Durum böyle olunca dışarıdan bakmakla sorunu anlamakta zorlanıyorlar. Buna rağmen hem burada hem orada negatif bakışı takıntıya dönüştürmüş kişiler yanında, kendi koşullarımızı Avrupa’nın içine girdiği olgularla değerlendiren, olaylara pozitif bakabilen siyasetçi ve aydınlar da var.”

 

Son olarak AB ile ilgili başka bir güncel konuya değinen Tekelioğlu, “Nobel Barış Ödülünün AB’ye verildiğini biliyorsunuz.” diyerek, konuşmasını tebessümle ve tebessümlere yol açan tarzla bitirdi: “İnsan düşünmeden edemiyor; ödülü veren ülke olan Norveç’in AB’ye üye olmayan bir Avrupa ülkesi olması da biraz ilginç ve dikkat çekici.  Belki bu barış ödülü Avrupa Konseyi’ne verilseydi daha iyi olurdu.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.